13 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Günde 3 Ülke Son Durak Budapeşte!



Sınırlar.. Sınırlar... :) Ülke sınırlarındaki farklı uygulamaları anlatan başka bir yazı da yazmayı planladığım bu yağmurlu yaz gününde, öncelikle Budapeşte'den bahsetmek istiyorum kısaca. Slovenya'dan çıkıp Hırvatistan'a oradan da Macaristan'a geçtiğimiz o enteresan günden. Yorucu bir yolculuğun ardından başkent Budapeşte' ye doğru yolumuza devam ettik. Budapeşte gece karanlığında ulaştığımız yegane şehirlerden biri, karanlıkta aydınlatılmış şehrin güzelliği de bambaşkaydı diyebilirim, dünyada en iyi ışıklandırılan başkent seçilmiş olmasının bu durumda payı çok büyük olsa gerek...



Tuna Nehri'nin ikiye böldüğü şehir Buda ve Pest denen iki kısımdan oluşuyor. Buda eski kültürü Pest yeni kültürü simgeliyor diyebilirim. Buda kısmında hayat daha normal; sokaklarda bir turistten ziyade kendinizi Macar zannedeceğiniz kadar sade ve sıradan bir yaşam devam ederken Pest kısmına geçtiğinizde kendinizi bir anda turistik şaşalı hayatın içinde buluyorsunuz. Turistlere yönelik Budaeye denen dönmedolap, alışveriş için can atıyorsanız trafiğe kapatılmış uygun sokaklar ve hatta mağazaların önünde oklarla bekleyen ve sizi mağazalara davet eden genç kızlar derken turist olarak o ülkede bulunduğunuzun farkına varıyorsunuz. 



Budapeşte'de güzel bir kale ve birçok katedral kilise varken (bunların isimlerine ve bilgilerine zaten google sayesinde rahatlıkla ulaşabilirsiniz) benim bahsetmek istediğim bir diğer konu evsizler. Sokaklarda lüks binaların lüks merdivenlerinde hatta bazen sokağın tam ortasında biryerde sayıları oldukça fazla olan evsizlerle karşılaşıyorsunuz. O kadar tezat ki durum lüks bir restorantın içinde insanlar afiyetle yemeklerini yerken, kapının bir iki metre yanında bir evsiz yastığı ve battaniyesiyle uzanıyor. Kimseye bir zararları olmamasıyla beraber bazen daha güler yüzlü bulduğum evsizlerin şehirde sayısı oldukça fazla. Ulaşım ücretsiz Budapeşte'de, yani bir tramvay ya da otobüse bindiğinizde eğer siz kendi kararınızla bir bilet alıp basmıyorsanız etrafınızda size zorla bilet aldıracak ne bir güvenlik ne de bir güvenlik sistemi var. Şehrin içinde bir günde istediğiniz kadar tramvaya binebilirsiniz, tüm şehri tramvay sistemiyle gezebilirsiniz denebilir. Bizim ülkemizdeki gibi sıkı bir akbil denetimi ve güvenlikçiler mevcut değil.

Parlamento binası ve nehrin iki bölümünü birbirine bağlayan köprüler dikkat çekici. Kaleye çıktığınızda manzara daha da netleşiyor kuş bakışı şehri gözlemleyebiliyorsunuz. Macar salamı, mavi peynir, gulaş çorbası, tuzlu ve tatlı krepleri deneyebileceğiniz tatlar. Cafe Center en beğendiğim tatlıları yapan samimi bir personele sahip içi de oldukça zevkli dekore edilmiş bir kafe. 

Macar halkı oldukça yardımsever ve iyi niyetli. Bir yer sorduğunuzda ingilizceyi çok iyi konuşamamalarına rağmen size yardımcı olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar, bunun için zaman harcamaları da onlar için çok önemli olmuyor. Budapeşte'de turistler genellikle her ülkede çok yaygın olarak kullanılan kırmızı otobüslerle turistik bölgelere taşınıyor fakat yürüyerek de şehri çok rahatlıkla gezebilirsiniz. Çok büyük bir şehir olmaması, nehrin kıyısında yürümek için geniş bir kaldırım ve bisiklet yolu bulunması bisiklet severler için de güzel bir imkan. Avrupa'nın birçok ülkesi gibi bisiklet kullanımı Macaristan'da da yaygın. Budapeşte için anlatacaklarım bu kadar. Bir sonraki gezim için sabırsızlanıyorum :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder